İş Sağlığı ve Güvenliği

İş Sağlığı;
Çalışanların sağlıklarını; Sosyal, Ruhsal, Bedensel olarak en üst düzeyde sürdürmek.

İş Güvenliği;
İş yerlerinde; işin yapılması ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak ve daha iyi bir iç ortam yaratmak için yapılan çalışmaları kapsar.

Kısaca İş Sağlığı ve Güvenliği, işin yapılması sırasında iş yerindeki fiziki çevre şartları sebebiyle işçilerin maruz kaldıkları sağlık sorunları ve mesleki risklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması sağlamak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Tarihi

Yazılı kaynaklara göre, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin il uygulamalar; M.Ö.460-370 yıllarındaki Hipokrat’ın
kurşunun zararlı etkilerini ortaya koyduğu çalışmasına dayandırılır.  Hipokrat ilk defa kurşun maddesinin zehirleyici etkilerinden söz etmiştir. Nicander, Hipokrat’ın çalışmalarını geliştirmiş ve çalışanların yalnızca sağlık ve güvenlik
sorunlarının belirlenmesini ve tanımlanmasını değil, aynı zamanda zararlı etkilerden korunmaya yönelik tedbirlerin alınması gerekliliğine yönelik vurgulamalar yaptığı görülmüştür. M.S.1 yüzyılda yaşaşyan Plini ise; çalışma ortamı içerisinde yer alan tehlikeli tozlara karşı korunmanın sağlanabilmesi amacıyla çalışanların başlarına maske yerine kullanılmak üzere torba geçirmeleri gerekliliğini ifade etmiştir. M.S.1 yüzyılda yaşaşyan Juvenal çalışanların ayaklarında oluşan varis oluşumuna ve demircilerde görülen göz hastalıklarına yönelik olarak
tespitlerde bulunmuştur.

Asıl yaygın kabul gören İş Sağlığı ve Güvenliği tarihi 17. yüzyılda İtalyan Bernardino Ramazzini’nin (1633-1714) iş ve hastalık ilişkisi üzerine yaptığı bilimsel çalışmalar sayılabilir. İş sağlığının kurucusu ve babası kabul edilen Bernardino Ramazzini, ayrıntılı çalışma öyküsü üzerinde durmuş, HASTALARA ESLEĞİNİN
SORULMASI GEREKTİĞİNİ gündeme getirmiştir. Dr. Bernardino Ramazzini 1713 yılında yazdığı meslek hastalıkları kitabı “ De Morbis Artificum Diatriba” kitabıyla iş sağlığı kavramının kurucusu kabul edilmektedir. Kitap içerisinde mevcut sağlık riskleri arasında kimyasal maddeler, tozlu ortamlar, ağır metaller, tekrarlanan ve şiddetli hareketler, hatalı duruşlar ve hastalık yapıcı diğer ortam etkenleri ele alınmış aynı zamanda bunların önlenebilmesi adına işyerlerinde koruyucu güvenlik önlemlerinin alınması önerilmiştir. Ramazzini, işyerlerindeki çalışma ortamlarından kaynaklı olarak meydana gelen olumsuz koşulların düzenlenebilmesi ile birlikte iş veriminin de artacağını ifade etmiştir. Aynı zamanda, bugün ergonomi olarak ifade edilen işçinin çalışma şeklinin, iş ve
işçi uyumunun, çalışanın sağlığı ve iş verimi üzerinde etkileri olduğu düşüncesini ilk kez dile getirmiştir.

Sanayi devriminin ilk yıllarında  Thomas Percival isimli bir hekimin genç işçilerin çalışma saat ve koşulları ile ilgili olarak yaptığı çalışma sonucunda hazırladığı rapordan etkilenen İngiliz parlamenter Sir Robert Peel; girişimleri ile “Çırakların Sağlığı ve Morali” isimli yasa yürürlüğe girmiştir. İSG yönünden İngiltere’de çıkartılan bu ilk yasanın sonucunda günlük çalışma saati 12 saat olarak sınırlamış ve iş yerlerinin havalandırılması başta olmak üzere bir çok İSG kuralı getirmiştir. 1833 yılında “Fabrikalar Yasası” olarak adlandırılan yasanın yürürlüğe girmesiyle iş yerlerinin denetimi için müfettiş atanması öngörülmüş, 9 yaşın altındaki çocukların işe alınması ve 18 yaşından küçüklerin ise 12 saatten fazla çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Tarihte yukarıda bahsettiğim konulara benzer iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları yapılmıştır.

İngiltere’de “Baca Temizleme Kanunu” 1788 Fabrikalarda baca temizleme işlerinde çocuk işçi çalıştırılması karşısında çıkarılan bu konuya yönelik hukuki düzenleme bakımından ilk gelişmeler olarak belirtilebilir. Çalışma koşullarının ağırlığı ve çok sayıda işçinin akciğer hastalıklarına yakalanması kömür ocaklarındaki üretimde düşmelerinin neden olduğundan dolayı düşük üretimi artırmak amacıyla 1865 yılında Madeni Hümayun Nazırı Dilaver Paşa tarafından bir tüzük hazırlanmıştır. Padişah tarafından onaylanmadığı için bir tüzük niteliği kazanamadığı için Dilaver Paşa Nizamnamesi olarak bilinen nizamname, çalışma koşullarına ilişkin olarak getirdiği düzenlemeler yanında, madende bir hekim bulundurulmasını da hükme bağlamıştır. Bu Nizamnameden sonra Tanzimat sonrası çıkarılan ikinci önemli belge, Maadin Nizamnamesi İSG açısından yeni ve önemli hususlar ortaya koymaktadır. Ancak bu nizamnameler işverenlerce uygulanmamıştır.

Ulusal ölçekli, iş sağlığı ve iş güvenliği alanı içerisinde yapılan bilimsel çalışmalar ve yasal düzenlemelerin yanında uluslararası sahada 1919 yılında kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kurulmuştur. Başlangıçta Birleşmiş Milletlere bağlı bir kuruluş iken, 1946 yılında Birleşmiş Milletler ile imzaladığı bir antlaşma ile bağımsız bir uzmanlık kuruluşu halini almıştır.  İş sağlığı ve güvenliği konusunda bir çok sözleşme çıkarmıştır ve İş Sağlığı ve Güvenliği konularında gelişmeler hız kazanmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de katkılarıyla olumsuz çalışma ve sağlık koşullarının düzeltilmesi amacıyla yapılan düzenlemeler ve bilimsel çalışmalarla kapsamlı bir İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatının oluşmasına yol açmıştır. Türkiye 1932 yılından bu yana ILO üyesi olmuştur.

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Tarihi

İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki ilk önemli düzenleme  2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Yasası’ dır. 1930 yılında yürürlüğe konulan Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve Belediyeler Kanunu İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili hükümler taşımaktadır. 1936 yılında yürürlüğe giren ve çalışma yaşamının birçok sorunlarını kapsayan 3008 sayılı ilk İş Kanunu ile ülkemizde ilk kez İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda ayrıntılı ve sistemli bir düzenlemeye gidilmiştir. 3008 sayılı İş Kanununun yetersiz kalması üzerine 1967 tarih ve 931 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır. 931 sayılı Kanunun usul yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından bozulması üzerine bu kanun değişiklik yapılmadan 1971 yılında 1475 sayılı İş kanunu olarak yürürlüğe konulmuştur. 10 Bölüm ve 112 maddeden oluşan 1475 sayılı İş Kanunu ve bu bağlamda çıkarılan Tüzük ve Yönetmelikler ile İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuat olarak kapsamlı hale getirilmiştir. En son olarak çıkarılan 4857 sayılı yasa ile çalışma yaşamında çok farklı bir döneme girilmiş olup; bu yasa ile son derece çağdaş ve gelişmeye açık hükümler getirilmiştir. 30 Haziran 2012 Tarihinde 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Resmi Gazete de yayımlanarak, yürürlüğe girmiştir.

Bir Cevap Yazın